I. Yabancı Boşanma Kararının Tanınması Ne Demektir?

Yabancı ülke mahkemelerince verilen boşanma davalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi ve boşanmanın sonuçlarına ilişkin işlemlerin yapılabilmesi için yetkili Türk mahkemelerinde yabancı boşanma kararının tanınması ve tenfizi davasının açılması gerekmektedir. Bu aşamada hemen belirtelim ki bir yabancı mahkeme kararının tanınması ile tenfizi tamamen farklı şeylerdir. Eğer yabancı mahkeme tarafından verilen kararın hüküm kısmında tenfiz kabiliyeti olan bir husus yoksa; sözgelimi tazminat, nafaka, veya velayet gibi hususlar hakkında karar verilmemişse o kararın tenfizinin istenmesine gerek yoktur. Zira ancak icrası istenebilecek hususlar hakkında tenfiz kararı verilebilir. Bir başka ifadeyle, şayet yabancı mahkemece verilen karar, sadece tarafların boşanmalarına ilişkin ise bu kararının tanınması gerekli ve yeterlidir. Nitekim, Yargıtay içtihatlarına göre de, yabancı mahkemece sadece boşanmalarına karar verilmiş ise ilgili boşanma kararının nüfus siciline işlenmesini istemek için tanıması davası yeterli olacaktır; ayrıca tenfizinin istenmesi bozma sebebidir (Yargıtay 2. HD, E.2007/6829, K.2008/6673, T.08.05.2008).

Yabancı ülke mahkemesince verilen boşanma kararının Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkilerini göstermesi, işbu kararın Türk mahkemesince tanıma koşullarının varlığının tespit edilmesi ve bir tanıma kararı verilmesi ile mümkündür (MÖHUK, m.58). Yani, yabancı bir ülkede boşanan taraflardan birisinin söz konusu kararın Türkiye’de etkili olabilmesi için tanıma davası (eğer tazminat, nafaka ve velayet gibi hususlar hakkında da karar verilmişse ayrıca tenfiz davası) açması gerekmektedir.

♦ 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname

Esasen, 29.04.2017 tarihinde yayınlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yurt dışında verilen boşanma kararların nüfus kayıtlarına işlenmesi hakkında bir düzenleme öngörülmüştür. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararname’nin 4’üncü maddesi uyarınca yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar, bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması üzerine boşanma kararları nüfus kütüğüne tescil edilecektir. Böylesi bir tescil için, tarafların veya vekillerinin başvurusu, boşanma kararının verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adli veya idari makamı tarafınca verilmesi, usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir.

Ancak mezkur Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili maddesinin son fıkrasına göre, yabancı boşanma ilamının nüfus sicillerine işlenmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmelik henüz düzenlenmiş olmadığından nüfus müdürlükleri tanıma kararı olmadan nüfus sicillerinde değişiklik yapmamaktadırlar. Bir başka deyişle, uygulamada görevli ve yetkili Türk mahkemelerinde yabancı boşanma ilamının tanınması ve tenfizi davasını ikame etmek gerekmektedir.

Bu yazımızda, sadece yabancı boşanma ilamlarının tanınması ve bunların nüfus siciline tescili ile ilgili açıklamalar yapılacak ve tenfiz müessesi kapsam dışı bırakılacaktır.

II. Yasal Düzenleme

Yabancı mahkeme kararlarının tanınması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’da (MÖHUK) düzenlenmiştir. MÖHUK’un 58’inci maddesinde tanıma koşulları, tenfiz koşullarına gönderme yapılarak belirlenmiş ve fakat tanıma müessesi için aynı Kanun’un 54’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan karşılıklılık (mütekabiliyet) koşulu aranmamıştır. Şu halde, yabancı boşanma kararının tanınması için MÖHUK’un 54’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinde yer alan yetki, kamu düzenine uygunluk ve savunma hakkına uygunluk koşullarının mevcut olması gerekmektedir.

MÖHUK Madde 58 – Tanıma: (1) Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.

(2) İhtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tabidir.

(3) Yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de idari bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.

MÖHUK Madde 54 – Tenfiz Şartları: (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir:

  1. b) İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
  2. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.

Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarına yansıdığı üzere, bir yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması için gerekli şartları, ön şartlar ve esasa ilişkin şartlar olarak sınıflandırmak mümkündür.

A. Ön Şartlar

  1. Yabancı mahkemece verilmiş hukuk davasına ilişkin bir ilam olması,
  2. Yabancı mahkemece verilen ilamın usulen kesinleşmiş olması.

B. Esasa İlişkin Şartlar

  1. İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması (MÖHUK, m.54/1-b).
  2. Hükmün, kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması (MÖHUK, m.54/1-c),
  3. Karşı tarafın, hükmü veren yabancı mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmış olması veya temsil edilmiş olması; yahut, kanunlara uygun şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş olması ve karşı tarafın bu hususlara dayanarak tanıma istemine karşı Türk mahkemesi nezdinde itiraz etmemiş olması (MÖHUK, m.54/1-ç).

Tanıma davası için hazırlanacak dava dilekçesine, MÖHUK’un 53’üncü maddesi gereğince şu belgelerin eklenmesi gerekmektedir:

  1. Yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi (yapılacak Türkçe çevirinin de yetkili Türk makamları tarafından ve yeminli çevirmen tarafından tasdiklenmiş olması gerekmektedir. Yetkili makam, noterlik veya konsolosluktur.)
  2. İlamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.

Eğer ilamı veren mahkemenin devleti, Türkiye’nin de taraf olduğu Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkında Lahey Sözleşmesi’nin tarafı ise yabancı ilam veya ilamın onanmış örneği ile ilamın kesinleştiğini gösteren yazı veya belgede apostil (tasdik) şerhi bulunması yeterlidir. Eğer apostil kaydı yoksa, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya Mahkemece uygun bir süre verilmelidir (Yargıtay, 2. HD, E.2006/7685, K.2006/15582, T.14.01.2006).

III. Nüfus Siciline Boşanma Kararının İşlenmesi

25.04.2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1’inci maddesinde kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydının düzeltilemeyeceği belirtilmiştir. Bu sebeple, yabancı boşanma ilamının tanınması davası açılması ve mahkeme kararının kesinleşmesini beklemek gerekecektir. Yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilmesi akabinde, kesinleşme şerhini havi gerekçeli kararın ıslak imzalı ve mühürlü bir sureti alınarak nüfus müdürlüğüne yapılacak başvuru ile boşanmaya ilişkin husus nüfus siciline işlenecektir.

IV. Tanıma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yabancı boşanma ilamının tanınması davasına bakmakla görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5133 sayılı Kanun ile dğeişik 4/2’nci maddesi uyarınca aile mahkemesidir.

Tanıma davasında yetki kuralı, kesin ve kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle, tanıma davası yetkisiz mahkemede açılsa dahi mahkemenin yetkisine itiraz edilmedikçe hakim re’sen yetkili olup olmadığını inceleyemeyecektir. Tanıma davasında basit yargılama usulü kabul edildiğinde, davalı yetki itirazında bulunacaksa ilk duruşmaya kadar veya en geç ilk oturumda esasa girmeden önce yetki itirazını ileri sürmelidir; zira bu süre hak düşürücü niteliktedir.