I. İnceleme Konusu

Vakıf üniversitesinde görevli öğretim elemanlarının sözleşmelerinin çeşitli sebeplerle yenilenmediği durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu halde; sözleşmesinin yenilenmemesine dair üniversitenin işlemine karşı öğretim elemanın hangi hukuki yola başvurabileceği sorusu gündeme gelmektedir.

Belirtmek gerekir ki; öğretim görevlisinin sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin karar, bir idari işlem niteliğindedir. Bu idari işlemin hukuka aykırı olduğundan bahisle iptal edilebilmesi için, idare mahkemesinde idari işlemin iptali davasının açılması gerekir. Bu makalede, sözleşmesi yenilenmeyen öğretim görevlisinin açacağı iptal davasında hangi sebeplere dayanabileceği inceleme konusu yapılmaktadır.

II. Yetki Unsuru Yönünden İnceleme

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir idari işlemin yetki unsuru, o idari işlemin idari teşkilat içinde hukuk kurallarıyla belirlenmiş veya sınırlanmış makamlar tarafından tesis edilebilmesini ifade eder. Diğer bir deyişle, bir idari işlem ancak yetkili makam tarafından verilmiş ise yetki unsuru yönünden hukuka uygun olur. Eğer yetkili olmayan bir makam/organ tarafından bir idari işlem tesis edilmişse, o idari işlem yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğundan salt bu unsur nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekir. Bu yüzden öncelikle, öğretim görevlisinin/elemanının sözleşmesinin hangi makam tarafından yenilebileceğini irdelemek gerekir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu‘nda yer alan Ek Madde 5’e göre, “Vakıflarda kurulacak yükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunur. (…) Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticeler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yüksek öğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfca hazırlanan yönetmlik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür (…)

Yukarıda yer alan kanun hükmü uyarınca, vakıf üniversitelerinde öğretim elemanları ve diğer personelin sözleşmelerinin, atamalarının ve görevden alınmalarının ve dolayısıyla yenilenmesinin mütevelli heyetince yapılması esastır. Ancak anılan kanun hükmü uyarınca mütevelli heyeti bu yetkisini, vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerine (örneğin rektöre) devredebilir. Eğer böylesi bir yetki devri söz konusu ise, yetkilendirilen yönetici tarafından bu hususta karar verilmesi gerekir.

Bu bilgiler ışığında, öğretim elemanlarının ve diğer personelin sözleşmelerinin, atamalarının ve görevden alınmalarına ilişkin idari işlemlerin mütevelli heyetince tesis edilmesi gerekir. Eğer bu husustaki yetkisini mütevelli heyeti bir başka üniversite yöneticisine devretmiş ise o yöneticinin bu konuda tesis ettiği idari işlem de yetki unsuru yönünden hukuka uygun olur. Eğer herhangi bir yetkilendirme söz konusu olmaksızın bahsedilen hususlarda mütevelli heyetinden başka bir yönetici (örneğin rektör veya genel sekreter gibi) tarafından işlem tesis edilmiş ise bu işlem yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olur ve iptaline karar verilmesi gerekir.

Sonuç olarak; sözleşmenin yenilenmemesine dair idari işleme karşı açılacak idari işlemin iptali davasında yetki unsuru yönünden inceleme yapılması ve yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık yok ise bunun dilekçede belirtilmesi önemlidir.

III. Sebep Unsuru Yönünden İnceleme

Öncelikle belirtmek gerekir ki, üniversitenin öğretim elemanının sözleşmesini yenileyip yenilememek hususunda takdir hakkı bulunmaktadır. Ancak bu takdir hakkını kullanırken üniversitenin, objektif kriterlere dayandığını gösteren bilgi ve bulguların bulunması gerekir. Zira idarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekli ile sınırlıdır.

Bu aşamada sözleşmenin yenilenmemesini gerekli kılan objektif kriterler olarak şunları örnek olarak belirtilebiliriz: Dönem sonu yapılan öğrenci ders anketlerinden öğretim görevlisinin ders müfredatını takip etmediğinin somut delillerle desteklenmesi, öğrencilerin dersin işlenişinden memnun kalmadıklarına dair sonuçların bulunması, eğitim-öğretim müfredatının değişmesi/güncellenmesi nihayetinde öğretim görevlisinin alanına artık ağırlık verilmemesi veya objektif nedenlerle hizmetine ihtiyaç duyulmaması, idarece yapılan ikazlara rağmen öğretim görevlisinin görevine ilişkin uygulamalara direnç göstermesi, disiplin kurallarına uymaması, süreklilik arz edecek şekilde çalışma saatlerine riayet etmemesi, somut verilerle fakülte içinde uyumsuzluk göstermesi, fakültenin iç huzurunu bozması, objektif ölçüler ışığında öğretim görevlisinden fayda sağlanamadığının görev yaptığı fakülte dekanlığınca belirtilmesi, hakkında disiplin cezası verilmesi gibi…

Ancak vurgulamak gerekir ki; ileri sürülen bu sebeplerin somut olgu ve belgeler ile ortaya konması gerekir; salt iddiaya dayalı olan ve hiçbir delil, belge ve bilgi ile desteklenmeyen sebeplerin hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Diğer yandan altını çizmek gerekir ki; yukarıda sayılan haller örnek teşkil etmesi amacıyla verilmiştir; zira bunların salt gerekçede yer almış olması gerçeği yansıttığı anlamına gelmez ve bu haller, tahdidi de (sınırlı sayıda) değildir.

Öğretim görevlisinin görevinde başarısız olduğuna veya hakkında bir inceleme veya soruşturma olduğuna dair bir bilgi ve belgenin bulunmaması halinde, salt üniversitenin öğretim görevlisinin hizmetine ihtiyaç duyulmadığına ilişkin hiçbir somut ve objektif bilgi ve belge olmaksızın sözleşmenin yenilenmemesine dair işlemi, hukuka aykırılık teşkil edecektir.

Belirtmek gerekir ki; bir işlemin sebep unsuru yönünden hukuka uygun olup olmadığını kategorik olarak tespit etmek mümkün değildir. Diğer bir deyişle, her somut olayı kendi şartları içinde incelemek ve sonucuna göre incelemek gerekir.

IV. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bir idari işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemini incelemekle görevli mahkeme, idare mahkemesidir (Bkz: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, madde 2/1-a). Yani, iptal davası idare mahkemesinde açılır.

İdare mahkemelerindeki yargılama usulüne ilişkin kanun olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 32’nci maddesine göre, “Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir“. Şu halde, sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin karara karşı açılacak iptal davasında yetkili idare mahkemesi, kararı veren idarenin (üniversitenin) bulunduğu yerdeki (ildeki) idare mahkemesidir.

V. Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Hususlar

2577 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; idari davaların, Danıştay, İdare Mahkemesi ve Vergi Mahkemesi Başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında da dilekçelerde; (a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, (b) Davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, (c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin, (d)Vergi, resim, harç benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği belirtilmiş, bahse konu maddenin üçüncü fıkrasında ise, dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olarak dava dilekçesine eklenmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.

VI. İptal Davasını Açma Süresi

Sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin kararın yazılı olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 (altmış) gün içinde iptal davasının açılması gerekmektedir (İYUK, madde 7/1,2). Danıştay, yerleşik hâle gelen kararlarında işbu 60 günlük süreyi “hak düşürücü” süre olarak kabul ettiğinden, kararın tebliğinden itibaren 60 gün geçtikten sonra ikame edilen davalar, süre yönünden reddedilmektedir.

VII. Yürütmenin Durdurulması Talebi

Bir idari işleme karşı iptal davası açılmış olması, tek başına o idari işlemin yürütmesini durdurmaz. Diğer bir deyişle, mahkeme dava konusu kararın iptaline karar verinceye kadar, idari işlem hukuka aykırı da olsa hüküm ifade etmeye devam eder.

Ancak dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında idari işlemin yürütmesinin durdurulması da talep edilebilir. Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için, İYUK madde 27/2 hükmünde iki şart birlikte aranmıştır: (i) idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve (ii) idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Şu halde; dava dilekçesinde mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilirken anılan maddedeki şartların neden oluştuğunun ayrı ayrı olarak açıklanması gerekir.

Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedebilir (İYUK, madde 27/3). Ya da, mahkeme davalı idarenin savunması alındıktan sonra yürütmenin durdurulması istemini değerlendirmeye karar verebilir. Bu halde; davalı idarenin savunması alındıktan ya da savunma süresi (30 gün) dolduktan sonra mahkeme, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne veya reddine karar verebilir. Eğer mahkeme yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilirse İYUK madde 27/7 uyarınca en yakın bölge idare mahkemesine hitaben yazılan ve davanın görüldüğü idare mahkemesine verilecek olan bir dilekçe ile itiraz edilebilir. Yürütmenin durdurulması isteminin reddine karşı, ancak bir kez itiraz edilebilir. İşbu itirazın, istemin reddine dair kararın tebliğinden itibaren 7 (yedi) gün içinde yapılması gerekir. Bölge idare mahkemesinin (istinaf mahkemesinin) itiraz üzerine verdiği karar, kesin niteliktedir.

VIII. Dava Harç ve Masrafları

2022 yılı harçlarına göre; açılacak iptal davasında ilk aşamada söz konusu olacak harç ve masraflar tutarı yaklaşık 750TL’dir. Söz konusu harç ve masraf kalemleri şöyledir:

Başvurma harcı: 80,70TL
Karar harcı: 80,70TL
Yürütmenin Durdurulması Harcı: 133,00TL
Posta Masrafları: 434,00TL

Toplam: 728,40TL

IX. Yargılama Süresi

İptal davasının süresi hakkında önceden kesin bir bilgi vermek mümkün değildir. Zira mahkemelerin karar verme süresi, mahkemenin bulunduğu il, dosya sayısı, tarafların işlemleri ve hakimlerin görevlendirilmeleri (başka yere tayin gibi) sebeplerle uzayabilmektedir. 2020 Adli İstatistikleri’ne göre, idare mahkemelerinde bir davanın esası hakkında karar verilmesine ilişkin ortalama süre, Ancak ilk derece mahkemesinde (idare mahkemesinde) görülen davanın, ortalama olarak bir veya bir buçuk yıl içinde sonuçlandığını söyleyebiliriz.