I. Genel Olarak

İsim (ad), kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. İsim, kişinin ayrılmaz bir parçasıdır ve kişi bununla bilinir ve anılır. Niteliği gereği isim, onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır.

İsim, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olup isim değişikliği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 27’nci maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre, “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir”.  Bu nedenle, isim değişikliği davası açabilmek için, davayı açan kişinin ismini değiştirmekte haklı bir sebebi olması gerekmektedir.

Haklı sebeplerin neler olabileceği hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değilse de dürüstlük kuralına göre kişinin o adı taşımamakta haklı bir yararı varsa, adının değiştirilmesine cevaz verilmelidir (Oğuzman & Selici & Oktay-Özdemir, Kişiler Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2010, s. 109). İfade etmek gerekir ki, ismini benimseyip kişiliği ile bütünleştirmeyen kişinin adını değiştirmek istemesi onun en doğal hakkıdır.

Yargıtay verdiği bir kararında, “Yargıtay uygulamalarında Kanun’un buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla bir kişi iş ve aile ilişkilerinde tanındığı adını kullanabilir ve bu adla nüfusa tescilini isteyebilir.” tespitinde bulunmuştur. Aynı şekilde; Yüksek Mahkeme, “Yargılama sırasında dinlenen tanıklar, davacının arkadaş çevresinde ve aile arasında adı ile bilindiğini beyan ettiklerinden ve kolluk araştırma tutanağı ve adli sicil kaydına göre de isim değişikliğine engel bir nedenin bulunmadığı, davacının adı ile bilindiği tespit edildiğinden ve davacı tarafından haklı nedeni kanıtladığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir” sonucuna ulaşmıştır (18. HD, E. 2015/5694, K. 2016/347, T.13.01.2016). Keza bir başka kararında Yüksek Mahkeme, “Somut olayda davacı, ailesi ve tüm çevresinde Leyla adı ile bilindiğini açıklamış, dinlenen tanıklar da davacıyı Leyla adı ile tanıdıklarını beyan etmiştir. Bu durumda davacının Leyla adı ile tanındığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” tespitinde bulunmuştur (18. HD, E.2014/18248, K.2015/7152, T.30.04.2015).

II. İsim Değişikliği Davasının Tarafları

İsim değişikliği davasının davacı tarafını teşkil eden kişi, mevcut ismini kullanmaya devam etmemekte haklı sebepleri olan kişidir. Davalı taraf ise Nüfus Müdürlüğü’dür. Dava dilekçesinde karşı taraf olarak sadece “Nüfus Müdürlüğü” ifadesine yer verilmesi kâfidir; mahkeme uyuşmazlığı ilgili Nüfus Müdürlüğü’ne yöneltecek ve dava dilekçesini gönderecektir.

III. Görevli ve Yetkili Mahkeme

İsim değişikliği davasına bakmakla görevli mahkeme, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36’ncı maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25/12/2013 gün ve 2013/18-644 Esas, 2013/1698 Karar sayılı ilamı gereğince Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

İşbu dava bakımından kesin yetki söz konusu olmayıp kural olarak yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Bir başka ifade ile, ismini değiştirmek isteyen kişi ikametgah adresinin bağlı bulunduğu adliyedeki asliye hukuk mahkemesinde bu davayı açabilecektir. Dava, yetkisiz bir mahkemede açılmış olsa dahi davalı taraf süresinde itiraz etmemişse, dava yetkisiz mahkemede görülmeye devam edilecektir.

IV. Dava Konusu ve Talep

Davanın konusu, halihazırda nüfus kayıtlarındaki mevcut ismin kaldırılarak kişinin kullanmak istediği ismin nüfus kaydına tescilidir.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35’inci maddesine ilk fıkrasına göre, “Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz“. Şu aşamada açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır ki kişinin isim değişikliğini tescil ettirmesi için işbu davayı ikame etmesi gerekmektedir.

Davacı taraf, tescilini istediği ismi kullanmaktaki haklı yararını ve buna ilişkin sebeplerini ispatlamakla yükümlüdür. Bunun için en çok başvurulan delil, tanık beyanlarıdır. Zira, bir çok Yargıtay kararına konu olduğu üzere, çevresinde anıldığı ismi tescil ettirmek isteyen kişinin, haklı nedeni olduğunu tanık ifadeleri ile ispat etmesi mümkündür.

Sonuç ve talep bölümünde davacı, açık bir şekilde mevcut isminin kaldırılarak yerine kullanmak istediği ismini yazarak nüfus kaydına tescilini istemelidir. Bundan başka, davacı kararın gazete ile ilanını da talep etmelidir.

V. Yargılama Usulü

İşbu dava, basit yargılama usulüne tabi olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382 ve devamı maddeleri uyarınca muamele olunacaktır. Buna göre, dava dilekçesi davalı nüfus müdürlüğüne iki hafta içerisinde cevap verilmesi için gönderilecektir. Çoğu zaman nüfus müdürlüğünün dava dilekçelerine cevap vermedikleri belirtilmelidir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 6217 sayılı Kanun ile değişik 36/1-a maddesine göre, kayıt düzeltme davalarının nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülüp karara bağlanması zorunludur. Bu nedenle yargılama sırasında Mahkeme, nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memurunu hazır etmek zorundadır.

VI. Deliller

İşbu davada öncelikle isim değişikliğinin haklı nedenlerini ortaya koyacak deliller ortaya konulmalıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere tanık ifadeleri, deliller bakımından önem arz etmektedir. Bu sebeple, dava dilekçesinde tanık olarak dinlenilmesi istenen kişilerin isim ve soy isimleri ile adres bilgilerinin yazılması ve bunların duruşma gününde hazır edilmesi önemlidir.

Bundan başka, nüfus kayıt örneği ile güncel adli sicil kaydının dava dilekçesine ek olarak sunulmasında fayda vardır. Bu sebeple, dava dilekçesinde delil olarak, davacının güncel  nüfus aile kayıt tablosunun UYAP sisteminden çıkarılması ve davacının adli sicil kaydının UYAP hakim ekranından çıkarılması talep edilmelidir.

Ayrıca, davacının yaşadığı il Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak davacının aranan kişilerden olup olmadığı ve yurt dışına çıkış yasağının bulunup bulunmadığının öğrenilmesi talep edilmelidir.

VII. Karar

Mahkeme, haklı nedenlerin varlığı halinde mevcut ismin kaldırılarak talep edilen ismin nüfus kayıtlarına tesciline ve kararın gazete ile ilanına karar verecektir. Haklı nedenler mevcut değilse mahkeme, davayı esastan reddedecektir.

Karar kesinleştikten sonra Mahkeme, kararın bir örneğini kayıtlara işlenmesi için nüfus idaresine ve adli sicile gönderilmesine karar verecektir. Kesinleşme şerhi ile birlikte gerekçeli kararı alan nüfus müdürlüğü, değişikliği kayıtlara işleyecektir. Şu aşamada, davacının kesinleşme şerhini ihtiva eden gerekçeli kararı bizzat nüfus müdürlüğüne götürmesine gerek yoktur.

VIII. Dava Masrafları ve Yargılama Giderleri

İsim değişikliği davası için maktu harç alınmakta alıp bu miktar, 2018 yılı için 300-320TL arasındadır. Davalı taraf nüfus idaresi olduğundan ve kanuni hasım olduğundan, harç ve yargılama giderlerinden sorumlu olmayacaktır (Nüfus Hizmetleri Kanunu, madde 37/2). Dolayısıyla, davacı yapılan yargılama giderlerinden davayı kazansa dahi sorumlu olacaktır. Aynı şekilde, davacı bir avukat ile temsil edilmiş olsa dahi mahkeme nüfus müdürlüğü aleyhine vekalet ücretine hükmedemeyecektir.

IX. Karara Karşı İtiraz Yolu

Yerel mahkemenin verdiği karara karşı, 6100 sayılı Kanun’un 345’inci maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde ilgili bölge adliye mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir.

X. Yargılama Süresi

İsim değişikliği davası, basit yargılama usulüne tabidir ve genellikle ön inceleme duruşmasında tanık dinlenilir. Bu nedenle, haklı nedenleri dinleyen hakim ilk duruşmada karar verebilmektedir. Bu bakımdan ilk duruşmada işbu davanın sonuçlandırılması çoğunlukla gerçekleşmektedir. Dosya sayısı dikkate alındığında değişme ihtimali olmakla birlikte, isim değişikliği davası 4-6 ay gibi bir sürede sonuçlanabilmektedir.